Brunei’den Saman Almadan Önce…

YZE - Küpür - 04-12-2012Türkiye’nin Brunei’den, Kongo’dan, Mozambik’ten saman almadığı yıllardı…

Aynı şekilde pirinç, mısır, susam, arpa dışarıdan alınmıyordu…

Bugün dünyanın en büyük pamuk ithalatçıları arasında yer alan Türkiye, en büyük ihracatçılardan biriydi. Tütünler elde kalıyor, angusun ne olduğu bilinmiyordu.

Turgut Özal’ın “çikita” modeliyle tanıştırdığı yurdum insanı muzu, Alanya’dan yer, İngiliz yerine Rize dağlarında yetişen çayı yudumlardı.

twitter.com/firatkozok

Tüm bunlar bilimin, aklın pusulasıyla kurulan Cumhuriyetin felsefesinin ürünüydü.

Cumhuriyetin tarım alanındaki öncü kurumlarından biri de Ankara’daki Yüksek Ziraat Enstitüsü, bugünkü adıyla Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi idi.

Fakülte, Cumhuriyetin 10. yılı törenleri kapsamında 30 Ekim 1933’te açıldı. Ama açılış öncesinde cumhuriyet, tarım laboratuvarını kurmak için arı gibi çalıştı. Arka arkaya çıkılan ihalelerle binalar inşa edildi, içleri donatıldı. Temmuz ayında, okulun ilk şanslı öğrencilerinin alımı için duyuru yapılıyordu:

“1933 ders senesi için Ankara Ziraat Fakültesi’ne 5 kız ve 45 erkek olmak üzere 50, baytar fakültesine 50 talebe alınacaktır.”

400 kase, 70 çorba kepçesi…

2 Ekim 1933’te Cumhuriyet’te yayımlanan bir diğer ilanda, üniversitenin gereksinimleri şöyle sıralanıyordu:

“400 çorba tabağı, 400 komposto için ufak çukur tabak, 70 tuzluk, 70 ekmeklik, 70 çorba kepçesi…”

Aylar süren çalışmaların ardından açılış gününün gelip çattığı, davetiyelerden öğreniliyordu. Davetiyelerde enstitü, “Cumhuriyetin büyük eserlerinden biri ve yalnız memlekete değil, ilim alemine de bir hediyesi” olarak tanımlanıyordu. Açılış konuşmasını yapan Başvekil İsmet İnönü, 4 fakülte ve 33 enstitüden oluşan bu kurumu bir üniversite olarak tanıdıklarını belirtiyordu.

Cumhuriyet, açılıştan bir gün önce tarihi olayı fotoğraflarla anlatıyordu:

“Bugün, Ankara’da, yüksek ziraat tedrisatile meşgul olacak dört fakülte ile ziraat ve baytarlığın muhtelif fen şubelerine ait yirmi iki enstitünün açılma merasimi yapılacaktır.”

“11 milyon Türk köylüsünü, köy terbiyesi ile atbaşı yürüyerek 11 milyon kıymet yapacak olan bu ilim ocaklarını ümit ve hararetle selamlarız.”

Dönemin erken modern mimarisinin ilk örneklerinden olan enstitü binalarının mimarı Arnold Ernst Egli adlı İsvirçeli bir mimardı.

İlk dersleri Alman profesörler verdi

Enstitüde ilk dönemde öğretim, Alman profesörlerin idaresindeydi. Bu öğretim üyeleri, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile Almanya hükümeti arasında yapılan anlaşma ile gelen hocalardı. 1933-1934 eğitim öğretim yılında 4 fakültede 17 Ord. Prof. Dr. görev yaparken, bunların 6’sı Ziraat Fakültesi öğretim üyelerinden oluşuyordu. Bunlardan biri olan Prof. Garjner’in gelişi, gazete sayfalarında şöyle duyuruluyordu:

“Ziraat vekaleti tarafından haşerat ve nebatat hastalıkları mütehassısı olarak Almanya’dan profesör Garjner getirtilmiştir. Mumaileyh doğrudan doğruya vekalet emrinde çalışacaktır. Bundan başka Yüksek Ziraat Enstitüsü için birkaç profesörün gelmek üzere olduğu haber alınmıştır.”

Enstitütüde ilk dönemde dersler Almanca olarak veriliyor ve Türk asistanlar tarafından Türkçeye çevriliyordu. Bu asistanlar, İstanbul Halkalı Ziraat Mektebi’nden mezun olduktan sonra ileri eğitim almak üzere Almanya’ya gitmiş olan gençlerdi. Gençler, enstitünün kurulduğu yıllarda ülkelerine geri dönmüş ve Alman profesörlerin yanına asistan ve tercüman olarak tayin edilmişlerdi. Alman bilim adamlarından biri de Otto Gerngross’tu. Alman hükümetinin görevlisi olarak Türkiye’ye gelen Gerngross, daha sonra kendini mülteci kabul etmiş ve ömrünün sonuna kadar Türkiye’de kalmıştı.

Diğer fakültelerin anası oldu

Enstitü, 1946 yılında Üniversite Yasası’nın kabulü ve Ankara Üniversitesi’nin kuruluşundan iki yıl sonra kapandı ve çalışmalarını üniversite çatısı altında sürdürmeye başladı. Özellikle 1955 yılına kadar ülkemizin tek ziraat fakültesi olarak görevini sürdüren Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi daha sonra; sırası ile Ege, Atatürk, Çukurova üniversitelerini kuran, bunların ziraat fakültelerini geliştiren ve diğer ziraat fakültelerinin kuruluşlarında da katkıda bulunan “ana fakülte” olmanın sorumluluğunu üstlendi.

Kuruluşundan bu yana 20 binin üzerinde ziraat yüksek mühendisi ve ziraat mühendisi mezun eden fakülte, bugün yaklaşık 500 dekarlık kampus alanı, araştırma uygulama çiftlikleri, araştırma istasyonları, güçlü öğretim elemanı ve idari personeli kadrolarıyla Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ülkemizin en önde gelen öğretim ve araştırma kuruluşları arasında yer alıyor.

Alıyor almasına da, zihniyet değiştiği için biz sapı da, samanı da artık dışarıdan alıyoruz…
(Cumhuriyet 04-12-2012)

About firatkozok

Cumhuriyet Gazetesi Cumhurbaşkanlığı - Başbakanlık Muhabiri
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s