Esperanza’dan Elvan Dalton’a Ankara taksileri

“Şarap mahzende yıllanır,
Aşkın kalbimde yıllanıyor,
İkisini birden içtim
İnan içim yanıyor,
İnsan dudak kadeh,
Kadeh dudaktır sanıyor,
Dudak kadehtir sanıyor,
İkisini birden içtim
İnan içim yanıyor.”
Güftesini Behçet Kemal Çağlar’ın, bestesini Sadi Hoşses’in yaptığı “Şarap Mahzende Yıllanır”ın sözleri bunlar. Bugün Zeki Müren’den dinlenildiğinde en az bir otuz beşlik kaldıran bu eser, 1960’larda taksilerde çalıyordu.

Twitter’da izlemek için tıklayın

Şarap Mahzende Yıllanır ile yetinmeyip biraz daha hareket isteyen ise Charles Aznavour’dan dinliyordu:

“Esperanza, Esperanza,
Le bonheur en nos coeurs suit son cours,
Esperanza, Esperanza,
Et l’espoir est en nous mon amour”

Taksici Zeki, biniyordu Playmouth’una; takıyordu plağı, indiriyordu camı. Bass’ı olmasa da da sesi sonuna kadar açıp dinliyordu… Tabii ki çalan her şarkı böyle entelektüel değildi. Arada sinirleri tırmalayan şarkılar da yok değildi.

Bir zaman sonra pikap bir furya haline gelince, gazete köşelerinde birbirinden çekici ilanlar yer bulmaya başlıyordu:

“Suprafon otomatik pikap cihazları piyasaya arzedilmiştir. 16-33-45-78 devirli bilimum plakları otomatik çalar”, “Şenses 4 devirli 10 plak çalan otomatik pikap satışlarına yeni adreste devam etmektedir”, “İyi müzik isterseniz, marifet pikapta, gramafonda veya plakta değildir. İş, gramafon iğnelerindedir. Bull-Dog gramafon ve pikap iğneleri kullanın, iyi müzik temin eder.”

Müşteriden pikap dinleme parası

Pikap öylesine teknolojik bir cihazdı ki, pikaplı taksiler “bir tık ileride” sayılırdı. Bunun farkına varan bazı uyanık şoförler işi müşterilerinden “pikap dinleme parası” almaya kadar götürüyordu. Cumhuriyet, bu durumu şöyle haberleştiriyordu:

“Pikaplı taksilerin bazı açıkgöz şoförleri son zamanlarda müşterilerinden, çaldıkları pikaplar için munzam ücret talep etmeğe başlamışlardır. Açıkgöz şoförler arabalarına binen müşterilerine plak çalmakta ve sonra da taksi ücreti dışında munzam plak ücreti istemektedirler.”

Sonra ne oldu?

‘Pikabı sökmeyenin aracına el konulur’

Önce Ankara, arkasından İstanbul Valiliği, taksilere plak konulmasını yasakladı.
Valiliğin 13 Şubat 1963 tarihli kararına göre 15 Şubat’a kadar tüm taksiler pikaplarını sökeceklerdi. Belirtilen tarihten sonra bu yasağa uymayanların ise pikapları trafik polisi tarafından sökülecek ve gerekirse bu arabaların faaliyetleri men edilecekti. O dönemde Cumhuriyet kararı, “Artık geniş Ankara caddelerinden geçen otomobillerden, ‘Şarap mahzende yıllanır’ ya da ‘Esperanza gibi madeni feryatlar duyulmayacaktır” diye duyuruyordu.

Kararın ardından taksi şoförleri pikaplarını satma derdine düşerken, bu olay da Cumhuriyet’te “Belediyenin almış olduğu bu karardan en fazla pikap sahipleri ile plak şirketleri şikayetçi olmuşlardır. Bazı şoförler, alınan bu kararın iptali için Danıştay’a dava açacaklarını ifade etmişlerdir. Pikap sahibi şoförler 1000 liraya almış oldukları pikaplarını şimdi 300 liraya bile satamamaktadırlar” diye haber oluyordu.

Kamufle edilen pikaplar

Karara isyan eden şoförler pikaplarını “kamufle ederek” kullanma yoluna giderken, bundan rahatsız olanlar da tepkilerini o günün “okur görüşü” köşelerine iletiyordu. Bunlardan birinde okur, şikayetini Cumhuriyet’in sayfalarından şöyle anlatıyordu:

“Dolmuş ve taksilerdeki pikaplar çok haklı gerekçelerle yasak edilmiştir değil mi? Ne gezer… Dolmuş ve taksilere sıkça binmek zorunda olanların günde en az pikaplı iki arabaya rastlaması işten değildir. Hele gece çalışanların hemen tümünde üzeri sarı bezle örtülü bir pikap bulunur. Bunlarda çoğu zaman en açık saçık şarkılar, en kalitesiz plaklar çalınır.”
Ama valiliğin yasak haberini yazan gazeteci de gazetenin okur köşesinde pikap çalan taksicileri eleştiren okur da Cumhuriyet’in başkentinde caddelerin yıllar sonra taksilerden çıkan, adına “Ankara havasıyla” çınlayacağını bilemezdi.

Pikapın tarih olmasından yıllar sonra çıkan araba teypleriyle, taksi ve dolmuşlardan da artık “Seni Gidi Topal, Ankara’nın Bağları, Elvan Dalton” gibi nağmeler yükseliyordu:

“Sarı taksi boyandı, gelipte kapıya dayandı. Tam kaçıracağım zaman, zalim anası uyandı. Ama benim adım elvan dalton, ben gezerim balkon balkon. Gelirim de koynununa girerim ama…”

Eskinin kültürü bir karşılaştırmadan daha galip mi ayrıldı ne? (Cumhuriyet 13-11-2012)

About firatkozok

Cumhuriyet Gazetesi Cumhurbaşkanlığı - Başbakanlık Muhabiri
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Esperanza’dan Elvan Dalton’a Ankara taksileri

  1. sadicik@mynet.com dedi ki:

    Ataguleden at benii in aşşa dut beniiii 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s