Güneşli bir günden arda kalan

“Çocukluk anılarının oluştuğu şehirler, oradan ayrılıp uzun bir zaman oraya uğranmazsa bir sis perdesi altına gömülür. Ancak çocukluk Ankaramın gözümün önünde yaşanmış öyle bir acı olayı vardır ki o şehir gözümde o güne ait görüntüleri ile hep canlıdır. Korkunç bir vınlama, arkasından bir patlama ve kararmakta olan havayı saran duman kokusu ve alev kırmızısına boyanan gökyüzü. Sonra caddede koşturan insanlar, birbiri ardına geçen itfaiye araçları ve ambulanslar.”

Sosyal medya organlarından ekşisözlük’te böyle anlatıyordu yıllar sonra bir Ankaralı, o günü:

1 Şubat 1963.

Twitter’da izlemek için tıklayın

Her insan kendisini nasıl bir ölümün beklediğini merak eder, bunun için de senaryolar üretir zaman zaman. Ama kimse pırıl pırıl güneşli bir günde alışveriş yaparken ya da bankada mesaisini sürdürürken gökyüzünde çarpışan iki uçağın üzerine düşüp yaşama veda edeceğini düşünmemiştir.

Bir cuma günü öğleden sonra, Ortadoğu Havayolu şirketi Middle East Airlines’a (MEA) ait Viscount-754D tipi yolcu uçağı, 5 mürettebatı ve 10 yolcusuyla birlikte Beyrut-Lefkoşa-Ankara seferini tamamlamak üzere olduğu saat 16.00 sularında, Ankara semalarına girmişti. Uçuşta hiçbir terslik yoktu. Esenboğa’ya iniş için alçalmaya başlayan uçak, tesadüfen o bölgede eğitim uçuşu yapan Türk Hava Kuvvetleri Etimesgut 12’nci Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı’na ait “Çubuk 28” isimli C-47 Dakota tipi askeri uçakla saat 16.12’te Altındağ sırtlarıyla Hisar tepesi arasında kalan vadi üzerinde çarpışarak şehre düştü. Havanın açık olması nedeniyle rehavete kapılan pilotların durumlarını net bir şekilde kuleye bildirmemesi, kazaya davetiye çıkarmıştı.

Telgraf tellerine düşen insanlar

Çarpışma anında MEA uçağının sağ gövdesi parçalanırken, gövdede açılan delik kabin basıncını düşürdü ve bugün filmlerde gördüğümüz sahnelerden biri gerçekleşti. Basınç dengesizliği nedeniyle uçaktaki bazı yolcular ve 2 hostes dışarıya emildi. Lübnanlı hosteslerden Tchopanian Ampanisa’nın cesedi, Anafartalar’daki bir kilisenin bahçesinde, Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi’nin eşi Hannazianvani Mukhtar’ın cesedi Anafartalar Hastanesi yanındaki Benli Apartmanı’nın çatısına, çocukları İssam Rida Mukhtar’ın cesedi ise Berlin Oteli önüne düştü. Bazı cesetler düşerken elektrik tellerine çarptıkları için ikiye ayrıldı. Diğer hostesin cesedi ise, bir rivayete göre uzak mesafe olmasına rağmen koltuğuyla beraber Gençlik Parkı’na düştü.

Yolcu uçağı Ticaret Han’a, askeri uçak gecekondulara

Çarpışmanın ardından sağ kanadı gövdeden ayrılan uçak ise tamamen kontrolden çıktı ve Hükümet Caddesi üzerindeki Ticaret Han’a çarparak yere çakıldı. Hava Pilot Yüzbaşı Necati Sunay ve Hava Pilot Teğmen Fikret Tartar’ın kullandığı C-47 ise Ulucanlar Yeni Hayat Mahallesi Üçüncü Sokak’ta bulunan 116 ve 117 numaralı evlerin üstüne düştü. Bu evlerdeki 5 kişi de öldü, sokakta oynayan iki çocuk ağır yaralandı. Pilotlar Sunay ve Tartar ile Telsizci Astsubat Kıdemli Başçavuş Hüsamettin Çelik’in cesetleri de ayrı ayrı yerlere düştü. Çelik’in yere 25 metre kala paraşütsüz olarak uçaktan kendini attığı ve Yenihayat Mahallesi’ndeki bir evin üzerine düşerek öldüğü anlaşıldı.

Ankara’nın en kalabalık semti Ulus üzerinde meydana gelen kazanın Ramazan’ın ilk günü ve aybaşına rastlaması ölü ve yaralı sayısının da artmasına neden olmuştu. Anafartalar Polis Merkezi, Yapı Kredi Bankası, Garanti Bankası, GİMA, İstanbul Bankası ve yüzlerce dükkân ile Maliye Bakanlığı, Ankara Vilayet ve Emniyet Müdürlüğü binaları, Defterdarlık ve Sümerbank’ın olduğu kesimde Garanti Bankası Ankara Şubesi’nin bulunduğu Ticaret Han’ın köşesine korkunç bir gürültü ile çarpan uçak, buradan hemen karşıdaki İstanbul Bankası Ankara Şubesi’nin üzerine düşmüştü.

Ayakkabı boyatırken kazaya yakalanan polisin anıları

Banka önünde ayakkabısını boyatan polis memuru Ahmet Polat, gürültüden sonra yaşadıklarını Cumhuriyet’e şöyle anlatmıştı:

“Ben o sırada İstanbul Bankası Şubesi köşesinde ayakkabılarımı boyatıyordum. Birden bir gürültü duydum ve havaya baktığımda bir uçağın üzerime doğru geldiğini gördüm. Kaçın, uçak düşüyor diye bağırarak Hacıbayram Camisi’ne doğru kaçmaya başladım. Ne kadar kaçabildiğimi hatırlamıyorum. Bayılmışım. Etraftan yetişenler beni olay mahallinden uzaklaştırarak ayılttılar.”

Tıp fakültesine elleri yanmış halde getirilen bir diğer görgü tanığı da “Büyük bir gürültü duydum, bir çıkmaz sokağa girdim. Benzinler, sağa sola yayılıyordu ve alevler genişliyordu. Kadın, çocuk birçok kişi kaçışıyordu. Bir binaya girdim ama bunun da çatısı tutuştu. Girdiğim yerden camları kırarak kaçtım” diye anlatıyordu yaşadıklarını.

Kazayı 2 Şubat günü manşetten duyuran Cumhuriyet, faciayı şöyle haberleştiriyordu:

“Kaza kurbanlarının büyük kısmını şehrin iş merkezine düşen yolcu uçağının çıkardığı yangında ölenler teşkil ediyor. Çarpışan uçaklardan biri, Hava Kuvvetlerimize mensup bir Dakota, diğeri, içinde 10 yolcu bulunan Lübnan uçağı idi. Bunun bir kısım yolcuları telgraf telleri üzerine düşerek ikiye bölündüler. Uçağımızın telsizcisi bir damın üzerine düşerek parçalandı, pilotlar da öldüler.”

Geride kalan 7 aylık bebek

İstanbul ve Garanti bankalarında maaş almak için sıra bekleyen çok sayıda yurttaş ve çalışan feci şekilde yaşamını yitirdi.

Bankada ölenlerden birinin torunu aradan on yıllar geçtikten sonra bu talihsizliği yine ekşisözlük’te şöyle anlatıyordu:

“Ölenler arasında anneannemin de bulunduğu uçak kazası. Nasıl bir korkunç tesadüf ki bu, havada çarpışan iki uçak çalıştığın bankaya düşüyor. Bunu kaderle falan mı açıklarsın bilmiyorum, ama bildiğim geride hiçbir zaman anne nedir bilmeyecek, onun güzel kokusunu duyamayacak 7 aylık bir bebek kaldığı…”

‘Avrupa memleketlerinden böbrek istendi’

Yolcu uçağından çıkan yakıt, hemen tüm caddeyi kapladı ve Ulus cehennemden bir gün yaşamaya başladı. Cumhuriyet 2 gün sonra yine tam sayfa halinde olayla ilgili haberleri verirken, şöyle diyordu:

“Ağır yaralılardan bazılarını kurtarabilmek için Avrupa memleketlerinden suni böbrek istendi. İstanbul Bankası’ndaki kasalar bile eridi. Yangın mahallinde polis cephaneliğinin infilak etmemesi ikinci bir faciayı önledi.”

Korkunç kazanın üzerinden 4 gün geçtikten sonra tablo daha da netleşmişti. Ölü sayısı 85’e yükselirken, 9 cesetin kimliği hâlâ belirlenememişti. Cumhuriyet’in haberine göre, 50 binden fazla Ankaralı, kazada yaşamını yitiren 47 kişiyi hazin bir törenle ebedi yolculuklarına uğurlamıştı. İki hafta sonra ise sayının 95’e çıktığını yine Cumhuriyet duyuruyordu. Ölenler için daha sonra Cebeci Asri Mezarlığı’nda bir de şehitlik kurulmuştu.

59 yıl önceye gittik birlikte, Ankara’nın tarihteki en acı günlerinden birine.

(Cumhuriyet 06-11-2012)

About firatkozok

Cumhuriyet Gazetesi Cumhurbaşkanlığı - Başbakanlık Muhabiri
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s