Sararmış Sayfalar – ‘Ata’yı Bugün Anıt-Kabir’e Götürüyoruz’

Sararmış sayfalar, eski yazılar, fotoğraflar ve kitap kokusu inanılmaz duygular yaşatır bana. O yüzden, dışarıdan çok önemsiz görünen bir fotoğrafı, gazete küpürünü yıllarca saklarım. Öyle saklarım ki, uzunca bir süre bulmak, bakmak istemem ona ki, baktığımda tekrar o tadı yakalayayım. Dakikalarca bakar, öyküsünü düşlerim bir fotoğrafın ya da yazının. Bunlardan birini yıllardır masamdan ayırmam; 21 Temmuz 1969 tarihli Cumhuriyet… Manşet: “…VE ULAŞTILAR.” Tahmin edeceğiniz üzere Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins’in aya inişleri… Evirip çevirip okurum ve yapıldığı günü düşlerim.

Türkiye’nin en köklü gazetesi olan Cumhuriyet’in tüm arşivini dijital ortama aktaracağını duyunca işte bu yüzden inanılmaz bir heyecan kaplamıştı içimi. Bu heyecana sizleri de ortak etmek için yeni bir çalışma planladık: Cumhuriyet Gözüyle Bir Zamanlar Ankara… Cumhuriyet’in alınterinin ürünü Ankara neler görmüş, neler geçirmiş; her gün önünden geçtiğimiz binalar nasıl yapılmış; hangi konular günlerce Ankara’nın gündeminden inmemiş. Kısaca, genç cumhuriyet, başkentini nasıl ilmek ilmek işlemiş ve tüm bunlar, cumhuriyetle yaşıt bir gazetenin sayfalarına nasıl yansımış.. Bu güzel anı yolculuğuna Anıtkabir’le başlamak geldi içimizden.

Buyrun…

‘Ata’yı Bugün Anıt-Kabir’e Götürüyoruz’

Cumhuriyet’te Anıtkabir fikrini ilk ortaya atan isimlerden biri Cumhuriyet yazarı Abidin Daver’di. Hem de Atatürk’ün ölümünden yıllar önce. Nasıl mı? Daver, yaşamını yitiren Türk büyükleri için Ankara’da anıtmezar yapılması fikrini gündeme getirmiş, bunun için de Paris’teki Panteon’u örnek göstermişti. 

Twitter’da izlemek için tıklayın

Daver, 26 Kasım 1938’de kaleme aldığı “Türk Panteonu” başlıklı yazısında şunları kaydetmişti:

“Atatürk için yapılacak abide-kabir, Paris’teki Panteon gibi, hatta ondan çok daha muhteşem bir bina olabilir. Bunun ortasına ve en mutena yerine Atatürk için O Büyük Türk’ün büyüklüğüne layık azamette bir lahid yapılır. Binanın mahzeninde de memlekete büyük hizmetler etmiş diğer büyük Türklerin naaşlarını koymak için yerler hazırlanır.”

‘Alâkadarlar Komisyon Reisliğine müracaat etsin’

Daver, birçok kimsenin aklından geçenleri kaleme dökmüştü aslında. Anıtkabir, genç Türkiye’nin gündemine hemen girdi. İnşaatın “Rasattepe’de” yapılmasına karar verildi. Anıtkabir yapılmadan önce burada, tepenin doruğunda birkaç küçük yapı vardı. Bu yapılar, rasat (meteoroloji) istasyonu olarak kullanılıyordu. Rasattepe adı da bundan ötürü verilmişti. İstimlak çalışmaları hemen başladı. Anıtkabir’in yapılacağı alandaki Frig mezarları, kaldırıldı. Bu mezarlar halen Arkeoloji Müzesi’nde.

7 Ekim 1939 tarihli Cumhuriyet “Anıt – Kabir / İnşaat için beynelmilel bir müsabaka açılıyor” başlığıyla duyurduğu haberinde şöyle diyordu:

“Ebedi Şef Atatürk için Rasad tepede yapılması mukarrer anıd – kabir yerinin istimlak işleri tamamlanmıştır.”

2 Nisan 1941’de ise, Cumhuriyet’in sayfalarına Anıtkabir Komisyonu’nun yarışma ilanı girdi.

Uzun maratonun ardından Başbakanlık Müsteşarı Cemal Yeşil, toplanan projeleri jüriye verdi. Atatürk Anıtkabir Proje Yarışmasına 20’si Türk, 27’si yabancı, toplam 47 yarışmacı katılmıştı. Alman, İsveç, Macar ve Türk jüri üyeleri projeleri değerlendirmek üzere kendilerine tahsis edilen Sergievi’ne kapandı. Jüri başvurular arasından seçtiği 3 eseri ay sonuna doğru Başbakanlık’a iletti. Başbakan Refik Saydam’ın jüri heyetini kabulü Cumhuriyet’in 21 Mart 1942 tarihli sayısında yer buldu.

Jüri; Anıtkabir proje yarışması’na gönderilen 47 eserden 3 tanesini “ödüle değer” buldu. Bunlar Alman Johannes Kruger, İtalyan Arnoldo Foschini ve İstanbul Mimarlık Fakültesi’nden Emin Onat ile Doçent Orhan Arda’nın eserleriydi. Hükümet, jürinin önerdiği değişiklikleri de göz önünde bulundurarak, 7 Mayıs 1942’de Türk sanatçıların eserlerinin uygulanmasına karar verdi.

New York’tan gelen bayrak direği 

Proje yarışmasının ardından 9 Eylül 1944’te Anıtkabir’in temel atma töreni yapıldı. İnşaat süresince Ankara’da dinmeyen heyecan, ABD’ye, New York’a bile uzanmıştı. Türk akrabaları olan William Johenson, Anıtkabir’in bayrak direğini üstlenmişti. 5 Mart 1946 tarihli Cumhuriyet, şöyle diyordu:

“Türkler arasında akrabaları olan William Johensen isminde bir Amerikalı, dün New York’ta Türkiye Başkonsolosu Cemil Vasfiye, Ankarada Atatürk’ün hatırasını taziz için dikilecek 33 metre yüksekliğinde bir bayrak direği hediye etmiştir. Direk bir ay sonra Ankara’da bulunacaktır.”

Üniversiteden inşaata servis

Projenin yavaş ilerlemesi zaman zaman eleştirileri beraberinde getiriyor, ama bu anlarda da üniversiteli gençler, devreye giriyordu. Üniversiteliler tarafından çıkartılan “Yurd” mecmuasının son sayfasında gençlik şu öneriyi sunuyordu:

“Biz üniversiteliler teklif ediyor ve istiyoruz: Bu yıl bize yaptırılacak 2 aylık askerlik hizmetinin bir ayını Atamızın ‘Anıt-Kabir’ inşaatında çalışarak yapalım. Biz üniversiteliler diyoruz ki: Cumhuriyeti bize emanet eden Atamızın son istirahatgâhının yapılmasında bizim neden emeğimiz bulunmasın?”

Üniversiteliler bu önerilerini yaşama geçirmeyi de bildi, gönüllü olarak otobüslerle inşaat alanına giderek çalıştı. 17 Mayıs 1948 tarihli Cumhuriyet’te bu heyecan şöyle anlatılıyordu: “Ankara yüksek tahsil öğrencilerinden kafileler, yarın sabah Hukuk Fakültesi önünden kalkacak otobüslerle Anıt-Kabir sahasına gidecekler ve 12’ye kadar inşaat işlerinde çalıştıktan sonra tekrar otobüslerle geri döneceklerdir.”

İnşaatın 1953 Aralık ayında bitirilebilmesi için çalışmalara hız verildi. 8 Kasım 1951 tarihli Cumhuriyet, Anıtkabir alanı içerisindeki rölyef ve heykellerle ilgili yarışmayı duyuruyordu:

“Anıtkabir inşaatının 1953 yılı aralık ayında bitirilmesi için faaliyetin arttırılması hususunda tedbirler alınmıştır. Anıt-kabrin giriş kapısındaki meydanın tanzimi işi hayli ilerlemiş, ana kısımdaki inşaat da hızlanmıştır. Buralara konulacak rölyev ve heykellerin fikir eskizi heykeltraşlar arasında müsabakaya çıkarılmıştır.”

Akasyalar, iğdeler, ılgınlar…

Bu yarışmanın sonuçları da 26 Ocak 1952’de açıklandı ve çalışmalar hızla başladı. Aynı dönemde, 650 dönümlük arazinin 350 dönümünde yoğun bir ağaçlandırma çalışması başladı. 16 Aralık 1951 günlü Cumhuriyet, 650 dönümlük arazinin 350 dönümünün 1 milyondan fazla ağaçla donatılacağını duyuruyordu. Akasyalar, dışbudaklar, karaağaçlar, hanımelleri, iğdeler, ılgınlar… Bir bir Anıtkabir arazisiyle buluşuyordu. İnşaatın sonlarına doğru İstanbul Valiliği bile sürece katılmış ve arazinin sulanması için bir “tulumba” ihalesine çıkmıştı. 5 Temmuz 1953’te Cumhuriyet’te yayımlanan valilik ilanında, “Ankara Anıt-Kabir Parkı ihtiyacı için bir aded kademeli su tulumbası açık eksiltme usulile satın alınacaktır. Bu işe aid muhammen bedel 6000 lira olup, geçici teminatı (450.00) dört yüz elli liradır” deniliyordu. 16 Temmuz’da ise gazete sayfalarında bu kez Amerikan-Türk cemiyeti ile Kaliforniya Fidan Yetiştiriciler Cemiyeti tarafından gönderilen ağaçlarla ilgili haber göze çarpıyordu: “Aziz Atatürk’ün anıt-kabrine dikilmek üzere gönderilen 200 dilber çam ağacı Ankaraya gelmiştir.”

Tüm bu heyecanlı süreçte üzücü haberler de gelmiyor değildi. İnşaatın tamamlanmasına çok kısa bir süre kala, bir işçi inşatta kullanılan asansörden düşerek yaşamını yitiriyor, bu olay da 23 Eylül 1953’te “Anıt-Kabir inşaatında bir işçi öldü” başlığıyla Cumhuriyet’te şöyle duyuruluyordu: “Anıt-Kabir inşaatında bugün feci bir kaza olmuş ve Rıza Sarı adında bir amale asansörden düşerek ölmüştür. Hadise savcılığa intikal etmiştir.”

Ve Anıtkabir pullara giriyor

Büyük gün hızla yaklaşırken, Anadolu’da yaşayan yurttaşlar Anıtkabir’in ilk görüntüsünü belki de posta pullarından görüyordu. PTT Genel Müdürlüğü, Cumhuriyet’in 30. yıldönümü ve Atatürk’ün naaşının Anıt-Kabre nakli nedeniyle Viyana’daki Avusturya Devlet Matbaası’nda iki ayrı seri hatıra pulu bastırıyordu.

Cumhuriyet ise, 26 Ekim 1953 tarihli sayısında, Anıtkabir’in ilk fotoğraflarını yayınlıyordu okurları için. “Günün Resimleri” başlığı altında Anıtkabir’in 3 farklı cepheden fotoğrafları veriliyor ve inşaatın bitmek üzere olduğu belirtiliyordu. Başta Ankara olmak üzere tüm Türkiye artık, 10 Kasım 1953’ü bekliyordu. O tarihte, Atatürk’ün naaşı 15 yıl kaldığı Etnografya Müzesi’nden alınarak, ebedi istirahatgâhına taşınacaktı. Bu büyük günden 1 hafta önce bakanlıklararası komisyon nakille ilgili tüm ayrıntıları hazırlamış ve bunun duyurusunu yapmıştı. Naklin tüm planı en ince ayrıntılarına kadar hesaplanmıştı.

Cumhuriyet’ten Anıtkabir eki

Tüm süreci günbegün izleyen Cumhuriyet ise 4 Kasım’da okurlarına “Anıt-Kabir İlavesi” veriyordu. Cumhuriyet’in ekinde, Anıtkabir’i yapan mimarlar, heykeltraşlar ve diğer çalışanlar eseri nasıl meydana getirdiklerini anlatıyorlardı. Ekte Anıtkabir’den son fotoğraflar da okura sunuluyordu. Ertesi gün ise Anıtkabir için yarışmaya katılan 5 projenin fotoğrafları yayınlanıyordu. Bugüne kadar çok az kişinin gördüğü projelerden kimi üçgen, kimi yuvarlak mimari yapıya sahipti. Bugünkü Anıtkabir’in ise yapılan son düzenlemelerden önceki haline yer veriliyordu. 5 Kasım 1953’te, 12 yıl süren inşaatın ardından Anıtkabir’in havadan görünümü eşliğinde, Ord. Prof. Emin Onat, Anıtkabir’in yapılış öyküsünü Cumhuriyet okurları için kaleme alıyordu. Artık çalışmalar bitmişti… Anadolu’nun dört bir yanından Atatürk’ün mezarına konulması için topraklar hazırlanarak Ankara’ya gönderiliyordu.

Törene 24 saat kala, artık her şey hazırdı. Yalnızca İstanbul’dan 435 polis güvenlik için Ankara’ya gönderilmişti. Yoğun ilgi nedeniyle yürüyüş güzergâhı uzatılmıştı. Cumhuriyet’in 9 Kasım 1953 tarihli manşetinde şu haber yer alıyordu:

“Atatürkün nâ’şının nakli töreninde bulunmak üzere bugün de muhtelif vasıtalarla bir çok heyetler ve kafileler halinde vatandaşlar Ankaraya geldi. Oteller, misafirhaneler tamamen dolmuştur. Ankara Belediyesi, misafirlerin yersiz kalmamaları için tedbirler almak üzere geceli gündüzlü faaaliyete geçmiştir. Bugün de Ankaraya gelen heyetler bölgelerinden taşıdıkları vatan topraklarını Anıt-kabre getirmiştir.”

‘Atayı Bugün Anıt-Kabir’e Götürüyoruz’

Ve beklenen gün geldi. 10 Kasım 1953… Cumhuriyet, o gün “Atayı Bugün ‘Anıt-Kabir’e Götürüyoruz” manşetiyle çıktı. Tören için 40 bin yurttaşın Ankara’ya geldiği duyuruluyordu: “Caddelerde dün akşamdan yerlerini alan bir kısım halk, geceyi kaldırımlar üstünde geçirdi.”

Gazetenin birinci sayfası tamamen bu büyük olaya ayrılmıştı. Cumhuriyet’in başyazarı Nadir Nadi, “Ataya Selam!” başlıklı yazısında duygularını şöyle anlatıyordu:

“Perişan olmuş yurdumuzu üç buçuk yılda yabancı istilâsından kurtaran, yedi sekiz yıllık kısa bir zamanda bizi ortaçağın karanlık uçurumundan kurtacak bütün inkılâb şartlarını gerçekleştiren Atatürkü, bugün, ölümünden tam on beş yıl sonra, devlet merkezimizde lâyık olduğu şeref yerine ancak kavuşturabildiğimizi düşünürken, bu gecikmeye hiç üzülmiyelim. Tersine, bizi o büyük adamın fani varlığından ayıran on beş koca yıla bakarak, onunla beraber bir şimşek hızı ile başardığımız eserin azametini ölçelim. Bugün: Hürüz, medeniyiz, ilerliyoruz!”

11 Kasım 1953’te Cumhuriyet’in manşeti yine Atatürk’tü. “Atatürk’ü Dün Ebedi İstirahatgâhına Bıraktık” manşetiyle çıkan gazetede, nakil işlemi saat saat, kare kare 4 sayfa halinde tüm Türkiye’ye duyuruluyordu. Tüm yurttan, hatta dünyadan getirilen topraklar mezara konulmuş, Ankara tarihi bir gün yaşamıştı. Cumhuriyet, Anıtkabir’in ilk gün nasıl bir ziyaretçi akınına uğradığınış şöyle anlatıyordu:

“Gece yarısına kadar vatandaşlara açık bulundurulan Anıt-kabirde, bugün Atatürk’ün kabrini tahminlere göre 70 bin kişi ziyaret etmiştir.”

Başyazar Nadi, “Sen Yattıkça!” başlıklı başyazısında, “Bize inan Atatürk”! Sen yattıkça eserin yaşıyacaktır. Çünkü onu emanet ettiğin bu gençlik inanç dolu kalbi ile ayaktadır” diyor ve bu yazı Teknik Üniversite radyosu aracılığıyla tüm Türkiye’ye okunuyordu… (Cumhuriyet 13-03-2012)

Haftaya, bir başka öykü de buluşmak dileğiyle.

Reklamlar

About firatkozok

Cumhuriyet Gazetesi Cumhurbaşkanlığı - Başbakanlık Muhabiri
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s