Sezer’den Özkan’a: ‘Pişpirik oynadığınız insanlardan değilim’

Çankaya”da, Milli Güvenlik Kurulu’nda yaşanan ve kamuoyuna “Anayasa fırlatma” olarak yansıyan olayın iç yüzünü ilk kez ortaya koydu. Arcayürek’in kitabının ikinci cildine göre, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, toplantıda Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) bankaları denetlemesini eleştirdi. Eleştirilere yanıt vermek için Anayasa’yı açan Sezer’e Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, “Sayın Cumhurbaşkanı siz anayasayı biliyorsunuz. Verin de bir de biz bakalım” diye seslendi. Sezer de “U” biçimindeki masada kendisine yakın oturan Ecevit ve Özkan’a doğru kitapçığı itti. Buna tepki gösteren Özkan, “Babamdan daha çok sevdiğim Başbakanıma hakaret ettirmem. Sizi biz seçtik” diye çıkışınca Sezer’in yanıtı “Ben kahvelerde pişpirik oynarken milletvekilliği yaptığınız insanlardan değilim” oldu. Bu sözler üzerine Ecevit ve Özkan toplantıdan ayrıldı. Kitapta yer alan iki “çarpıcı” ayrıntıya göre Ecevit, Fazilet Partisi’nin kapatılmasını önlemesi için; dönemin Başbakanı Abdullah Gül ise 1 Mart tezkeresinin tekrar gündeme getirilmesi için Sezer’den ricada bulunmuş.

Twitter’da izlemek için tıklayın

Arcayürek’in bugüne kadar görev yapan 11 cumhurbaşkanına ilişkin anılarını kaleme aldığı ve ilk cildi gündem yaratan kitabının ikinci cildi de Cumhuriyet Kitapları’ndan çıktı. Kitapta bugüne kadar gün yüzüne çıkmayan birçok konuya ışık tutuluyor. Özellikle 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde yaşanan ve Türkiye’nin yakın geçmişine damga veren üç olayın iç yüzleri tüm ayrıntılarıyla ortaya konuluyor. Bunlardan birincisi Sezer ile Ecevit arasında MGK toplantısında yaşanan ve kamuoyuna “anayasa fırlatma” olarak yansıyan olay. Arcayürek’in kaleminden o anın ilginç öyküsü şöyle:
‘Ben pişpirik oynadığınız kişilere benzemem’
“Sezer, MGK toplantısından önce ekonomik ve mali durumu izledi ve bankaların sıkıntı içinde olduğunu gördü. Bu nedenle anayasa gereği Çankaya’ya bağlı Devlet Denetleme Kurulu’na bankaları denetleme emrini verdi. Şubat ayında bir gün, her toplantıdan önce olduğu gibi o gün de Kurul’a kimi raporlar sunulduktan sonra, söz alan Başbakan Ecevit, cumhurbaşkanının bankaları DDK aracılığıyla denetlemesine karşı çıktı. ‘Hükümet zaten bankaları denetliyor. Denetlemenin denetimi olur mu?’ dedi. Sezer, ‘Anayasanın verdiği yetkiye dayanarak DDK’ye görev verdiğini, hükümetin bankaları denetlemesinin başka, DDK’nin denetlenmesinin başka’ olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı o sırada anayasa kitapçığını açmış, DDK ile ilgili maddeyi bulup okumaya hazırlanırken, Başbakan Yardımcısı Özkan: ‘Sayın Cumhurbaşkanı siz anayasayı biliyorsunuz. Verin de bir de biz bakalım’ dedi. ‘Sezer, U biçimindeki masada kendine yakın oturan Ecevit’le Özkan’a doğru anayasa kitapçığını itiverdi.’ Ecevit’in susmasına karşın, yardımcısı Özkan birden, ‘Babamdan daha çok sevdiğim Başbakanıma hakaret ettirmem. Sizi biz seçtik’ diye konuşmaya başladı. Sezer, ‘Ben kahvelerde pişpirik oynarken milletvekilliği yaptığınız insanlardan değilim’ diye Hüsamettin Özkan’ı yanıtladı. ‘Ben babama hakaret ettirmem. Bu toplantı yapılamaz’ diyerek ayağa kalkan Özkan’la Ecevit, salondan ayrıldı. Mesut Yılmaz’la Genelkurmay başkanının yatıştırma çabalarından sonra Ecevit hızla Başbakanlığa indi.”

Ecevit’in Sezer’i hayrete düşüren isteği

Kitapta aynı dönemde yaşanan bir diğer önemli ayrıntı da, Fazilet Partisi’nin kapatılması sürecinde ikili arasında yapılan görüşme. Arcayürek, göreve başladığının ikinci günü Sezer’i ziyaret eden Ecevit’in Cumhurbaşkanı’nı “hayrete düşüren” isteğini şöyle anlatıyor:
“Mayıs 2000 Başbakan Ecevit, Cumhurbaşkanı Sezer’i ziyaret etti. Cumhurbaşkanı, hayretle, hatta şaşkınlıkla dinlediği bir öneriyle karşılaştı. Başbakan Ecevit, yargının bağımsızlığını savunan eski Anayasa Mahkemesi başkanından, o sırada Yüksek Mahkemede Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine kapatma davası görülen Necmettin Erbakan’ın dinci ve laiklik karşıtı Fazilet Partisi’nin kapatılmasını önleyecek girişimlerde bulunmasını istedi. Sezer, Ecevit’in bu isteğini reddetti. Anayasa Mahkemesi de Fazilet Partisi’ni 22 Haziran 2001’de kapattı. Fakat Sezer, Çankaya Köşkü’ndeki görev süresince ‘Ne Musa’lara ne de İsa’lara yaranamadı.’”

‘Gül’ün tezkere formülüne ilginç yanıt’

Yalnız Ecevit değil, AKP iktidarının ilk günlerinde Başbakanlık koltuğuna oturan ve 1 Mart tezkeresi gibi önemli bir tarihi süreçten “yaralı” çıkan Abdullah Gül’ün de, yıllar sonra koltuğunu devralacağı Sezer’den ilginç bir talebi olmuş. Arcayürek’in anlatımından:
“Başbakan Gül, Meclis’teki sonuçtan sonra 3 Mart günü Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile birlikte Çankaya’ya çıktı. Cumhurbaşkanına: ‘Tezkere reddedildi!’ dedi. Cumhurbaşkanı da başbakanı ‘Çok iyi oldu’ diye yanıtladı. Fakat, bu kısa söyleşinin hemen ardından, başbakanın Çankaya’ya alelacele çıkmasının bir başka nedeni olduğu anlaşıldı. Gül, reddedilmesine karşın hala tezkereyi Meclis’ten geçirmenin peşindeydi. Cumhurbaşkanına şu öneride bulundu: ‘MGK’yi olağanüstü toplantıya çağırınız. MGK’nin bu toplantısına CHP lideri Deniz Baykal da katılsın. Yapacağımız açıklamalardan sonra Baykal da tezkereye evet desin. MGK’dan böylece çıkacak tavsiye kararı ile TBMM’de yeniden yapılacak oylama ile tezkere kabul edilecektir.’ Cumhurbaşkanı, o güne kadar denenmemiş bir uygulamayı içeren öneriyi dinledi ve Başbakan Gül’e şu yanıtı verdi: ‘TBMM’deki AKP Grubunda tezkerenin kabul edilmesini sağlayacak yeter sayıda milletvekiliniz var. Sizin grubunuza egemen olamadığınız bir konuda CHP neden evet diyecek?’”

Bunlar da Demirel, Özal ve Evren’den notlar…

Yakın tarihin bu önemli olaylarına farklı bir pencere açan Arcayürek, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Kenan Evren ile ilgili çarpıcı anıları da kitabında işliyor. İşte onlardan bazıları:

Bir 28 Şubat anısı: Askerlerin önünde dört takla atar, dört!

28 Şubat’ta neler olabileceği üç aşağı beş yukarı belli olmuştu. (…)Cumhurbaşkanı ile 26 Şubat 1997 Çarşamba görüştüm. O gün Çiller, Çankaya’ya çıktı. “Kafalar 28 Şubat’a endekslendi. Başka bir konu yok” dedim. Fakat, Erbakan’ın bir sözü kulislerde hararetli tartışmalara yol açmıştı. “Herkes otursun oturduğu yerde” demişti Erbakan.
Cüneyt Arcayürek: Bu söz şöyle yorumlanıyor: Askerlere söylenmiş bir söz diye algılandı, algılanıyor.
Süleyman Demirel: Yok canım sen de!
C.A: Böyle bir numara yapabilir mi Erbakan?
S.D: Diyebilir mi canım?
C.A: Bilmem ki… Böyle bir laf eder, sonra işine geldiği yerde, ‘o sözü askerlere söylemiştim’ der, çıkar işin içinden.
S.D: Askerlerin önünde dört takla atar, dört!
C.A: Herhalde cuma günü de öyle olacak?
S.D: Tabii.

* Demirel 28 Şubat’ı anlatıyor…

(12 Mart günü akşamüzeri Demirel ile yaptığı görüşmeye değindikten sonra)
Demirel: MGK toplandı, askerler önce projeksiyonla anlattılar. Çok güzel toparlanmıştı. Bir sorunu söylüyorlar ve tedbiri şu diyorlar. Nitekim daha sonra bir mitingde örtünmüş kadınlar da gösterildi
Arcayürek: Kara çarşaflı kadınlar!
S.D: Evet. Bunu gösteren, Arapça yazılı pankartları… Fotoğrafı Genelkurmay Başkanı çevirip, bu ikisine (Erbakan ve Çiller) gösterdi ve eliyle işaret ederek, ‘İşte bu İran’ dedi. Sonra komutanlar tek tek konuştular. Sıra sivillere geldi. O içişleri bakanı… Meral. Onlara söylemiştim: ‘Bizatihi bu kadının kendisi bakan, hele içişleri bakanı olamaz’ demiştim. Öylece bir konuşma yaptı ki… Ne söylüyor, ne istiyor?
C.A: Tabii Çiller’e dalkavukluk eden bir konuşma?
S.D: Evet! Sonra sıra geldi Tansu Çiller’e. İşte… Biraz AB falan… Bir ara ‘biz, ben, laikliğin teminatıyız’ deyince… Karşı sırada oturan Jandarma Komutanı Teoman Koman Paşa, ‘Onca olay geldi geçti’ dedi. Yani Sincan, Kayseri gibi demek istedi. ‘Siz neyin teminatısınız?’ dedi. Tabii Denizci de…
C.A: Güven Erkaya Amiral.
S.D: O da sıraladı olayları. ‘Siz neyin teminatısınız?’ ‘Siz laikliğin güvencesi olamazsınız’ dedi. 14, 24 ve 174. maddelerin uygulanmadığını söyleyerek… Erbakan garip bir konuşma yaptı.
C.A: Acayip bir konuşma dediniz. Ne dedi?
S.D: Önce, ‘Bu gerici hareketler büyümeden tedbir alınmalı’ dedi. Sonra, ‘Müslümanlık iyi öğretilse bu millette bu hareketler olmaz’ dedi.
(…)C.A: Ne zaman verecekler hükümete MGK Genel Sekreterliğinden bu metni ve Erbakan alacak mı?
S.D: Pazartesi verecekler ve alacak ve imzalayacak!
C.A: Önlemler MGK’den geçti, değil mi?
S.D: Tabii. Ben okunurken her maddede Erbakan’a soruyordum: ‘Buna itiraz eden var mı?’ diye soruyordum. Elini kaldırarak bana, ‘Hiç buna itiraz edilir mi?’ diyordu. (kahkahalar) Şimdi… Bu adam (Erbakan) hükümetten gitmemek için her şeyi yapar.

* Apo’yu şok eden haber: Özal öldü

Gerçeği HEP Milletvekili Sırrı Sakık açıkladı: “Özal, ‘Gidip ateşkes süresini uzatmalısınız’ dedi.” Bu dramatik sahnenin üzerinden dört yıl geçtikten sonra Özal’ın Köşk’te söylediklerine Sırrı Sakık şunları ekliyor:
“Hatta şunu da söyledi: ‘Siz tepki alabilirsiniz, size saldırabilirler de, ama bana da saldıracaklar, hep birlikte göğüslemek zorundayız. Çünkü bu sorun el yakıyor. Yani siyasiler ürkebilir, korkabilir, ama görebildiğim kadarıyla askerlerin bir kanadı da artık benim gibi düşünüyor’ demişti bize ve rahmetli bize bu referansı verdiğinde de ‘Ben sizin arkanızdayım, gidin’ demişti.”
(…)(17 Nisan 1993) Apo, Bekaa’da Özal’dan gelecek işareti bekliyordu. “Çözüme çok yaklaşıldığına inanıyordu.”
Akşam yemeğine oturuldu. Apo’nun yanında HEP milletvekilleri vardı. Televizyon açıktı. Televizyon Apo’nun beklediği haber yerine… Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölüm haberini verdi. Apo, dondu kaldı… “Bu işi çözecekti” dedi ve ekledi: “Öldürüldü!”
Özal’ın ölümünün üzerinden 40 gün geçti geçmedi. Deniliyor ki: Özal’ın önayak olduğu kararname MGK gündemine geldi. MGK, barış için -Apo’yu dışlayan- PKK’ya “sınırlı bir affı” Bakanlar Kurulu’na tavsiye etti. Affa yeşil ışık yakıldığının yayıldığı saatlerde, Bingöl-Elazığ karayolunda asker taşıyan bir otobüs yolda durduruldu. PKK, 33 er, 2 sivili kurşunlayarak öldürdü. Katliamı HEP Milletvekili Sırrı Sakık’ın kardeşi gerçekleştirmişti. Sınırlı af, tabii, derhal askıya alındı. Apo, bir süre sonra asker giysileri içinde basının karşısına geçti: “Özal gitti, barış bitti” dedi.

(Cumhuriyet 28-02-2012)

Reklamlar

About firatkozok

Cumhuriyet Gazetesi Cumhurbaşkanlığı - Başbakanlık Muhabiri
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s