İlk kez yayımlanan bir çevre yazısı: 21. Yüzyıl’ın başında yeniden istila edilen antik kent: Olympos

Antalya’da Olympos kentine son 5 yılda 3. kez gitmek için hazırlıklara başladığımızda her zamanki gibi heyecanlanmıştık. 5 yıldızlı tatilden, koşturmacadan hoşlanmayan, doğa ve tarihle bütünleşmek isteyen insanların geldiği; sokağa çıkmak için saatlerce süslenmedikleri bir tatil yeridir Olympos. “Uludağ” anlamına gelen bu kent, kimilere göre Tahtalı Dağından, kimilerine göre Musa Dağından adını alıyor.

İnsanlar orada, açık büfede kaç çeşit peynir olduğunu sorgulamazlar. Yemeklerini yerel lokantalarda gözleme, ayran, menemen, makarna, zahmetsiz yiyeceklerle geçiştirir, canı istediğinde bir köşeye uzanıp kitabını okur, ya da ormanın oksijeni ve denizin iyotuyla bütünleşen temiz havasında kestirirler.

Son yıllarda “medyatik” olması nedeniyle aydınsal derinlik giderek sığlaşıyor.  Birçok kişi günümüz deyimiyle “piyasa” yapmak için gelmeye başlamıştı bu güzelim beldeye. Yine de eski müdavimleri çeken bir havası vardır Olympos’un.

Ancak bu yıl tablo biraz farklıydı. Tatilimizin başlamasından bir hafta önce oldukça ilginç haberler gazetelere yansımıştı. Önce “fazla gürültü” yapıldığı, tatilcilerin “rahatsız oldukları” gerekçesiyle müziğin gece 24’te kısıldığı haberini okuduk. Ardından da “Gece sahilde içki içildiği, sarhoşların ateş yakmalarının orman için tehlike yarattığı” nedeniyle sahile inişlerin 22.00’dan sonra yasaklandığı bildirilmişti.

Gerekçeyi doğrulayan Kumluca Kaymakamlığı, “tehlikeyi” önleyici güvenlik önlemlerini almak yerine işin kolayına kaçarak, “yasak” yoluna başvurmuştu.

Tatil beldesindeki sorunları anlatan Muhtar Halil Karataş, “Geçen yıllarda tatilciler bu beldeyi hor kullandılar. Ateş yaktılar, içki şişelerini kırdılar. Bu nedenle de önlem almak istediler. Tarihi, doğayı, güzellikleri korumak hepimizin görevi… Ancak bu yasaklarla da olmaz!” diyerek uygulamaya itiraz etmişti.

Üç arkadaş birkaç gün boyunca konaklayacağımız alçakgönüllü pansiyonumuz sahibine yönelttiğimiz iki soruya aldığımız yanıt şöyle oldu: “Müziği saat 24’te kısmaya kalktılar, kaymakamla görüştük, ‘turizmi bitirirsiniz’ dedik, zor bela 02.30’a kadar uzatabildik!” Jandarmanın gece ses denetimi yaptığını söylerken eklediği bir cümlesi ile hepimiz duraksadık: “Geçenlerde bir gence cep telefonundan müzik dinliyor diye 69 TL ceza kesildi…”

Telefon ışığında plaja inme keyfi artık yok..

“Peki ya plaja inme yasağı?” diye söyleşimizi uzatmak istedim. O konuda bir esnemenin olmadığını belirterek gazete haberlerini doğruluyordu: “22.00’den sonra inemezsiniz. İnsanlardan o kadar para alıyorlar ama güvenlik tutamıyorlar…” Arkadaşlarımdan biri “Aslında hiç sesini çıkarmayacaksın, insanlar ektiklerini biçiyor!” yorumunu yaptı.

Güneşin batışından az sonra denize inmeye karar verdik. Bir araçla inerken şoför yolcularına seslendi: “Kapıdan giriş kartı olmayan varsa, ben verebilirim birkaç turist bu sabah ayrılırken ellerinde kalan kartları bana verdi. Boşuna para vermeyin. Para kazandırmayın ki buradan aldıkları paralarla başka yerlere de böyle konmasınlar!”

Olympos’ta denize ulaşmak için antik kentteki yüzlerce yıllık yoldan geçmek zorundasınız. Antik kente ulaştığınızda bir süre önce özelleştirilen gişeler karşılar sizi. Giriş için 3 TL ödersiniz. Ya da “Dilerseniz 10’luk müze kartı alın şu kadar daha ucuza geliyor, ya da 25’lik kart daha da ucuz!” biçiminde bir öneriyi duyarsınız.

Şoförün sözünü ettiği kartlar bunlardı. 10’luk kartlar bitmiş, yenileri gelmemişti. Dolayısıyla giriş-çıkışı ucuza getirmek isteyen turistler 25’lik kartları alıyor, ne var ki bunları bitiremeden tatilleri sona eriyordu. O kartları da “başkaları da yararlansın, boşuna para ödemesin” diye yöre insanlarına bırakıyorlardı...

Karettalar çekip gitmiş

Denize indiğimizde o eski Olympos’un resmen 21. yy’ın başında yeniden “istila edildiğini” gördük. Tarihi İÖ 2. binyıla kadar inen Olympos’u ilk istilayı İÖ 6. yy’ın ortalarında Persler yapmışlardı. Kenti Perslerden Büyük İskender kurtarmıştı.  Kentin “tüketildiğini” gözlemledik, her yanda pet şişeler, naylon torbalar, eski havlular… Yüzlerce insan, pis bir deniz… Deniz kaplumbağaların da konakladığı deniz kıyısında yalnızca 2 tane karetta karetta kafesi görebildim…

Ertesi gün heyecanla antik kente gittik. Bir alanda bazı soylu kişilere ait mermer lahitler gördük. Günümüzde yaygınlaşan definecilik, antik çağlara kadar iniyor olmalıydı ki o güzelim lahitlerde kocaman delikler açılmıştı.

Kentin içinden geçip denize ulaşan nehri Romalılar taşla döşeyip kanal olarak düzenlemişler, üzerinden geçen köprüyü de sonraki yüzyıllarda onarmışlardı. Köprünün bir ayağının bazı parçaları günümüze ulaşmıştı. Turistler sanki işlek bir caddenin kaldırımında yürüyor havasıyla bu taş döşeminin üzerinden sıçrayarak yürüyorlardı.

Biraz ilerlediğimizde karşımıza 40 cm çapında bir mozaik parçası çıktı. Bir ağacın dibinde, otlarla kaplanmıştı. Yanınızda bir sırt çantası varsa rahatlıkla bu yüzlerce yıllık mozaiği alıp götürebilirsiniz.

Mozaiklerin bir bölümü kapısı kilitli bir bölümde duruyor ama onlar da dağınık bir biçimde… Çok istiyorsanız duvardan atlar, mozaikleri dilediğiniz gibi kopuk dilimlerden alıp götürebilirsiniz. Burasının Bizans Döneminde bir piskoposun konutu olduğu söyleniyor. Mozaiklerin yanında ortadan ikiye kırılmış sütunlar da görülüyor. Çökmeye yüz tutmuş, bazı duvarlar yıkılmasınlar diye demirlerle desteklenmiş.

Neden yeterli para harcanmıyor buraya? Kaba bir hesapla günde 3 bin kişi gişelerde ortalama 9 bin lira bırakıyor. Bu, haftada 63 bin, yaz boyunca yaklaşık 1 milyon demektir. Ama değil 1 milyon; 100 bin TL’lik harcama bile can suyu olabilirdi bu görkemli antik kent için… Kısa bir süre önce başladığı söylenen arkeolojik kazılara acaba ne kadar ödenek veriliyor?

Gazetelerde boy boy çıkan “Hattuşaş Sfenksi Türkiye’ye yaklaşık 100 yıl sonra geri verildi!” haberleri geliyor gözümün önüne…

Belki de bizim torunlarımızın torunları yıllar sonra o dönemin teknolojik olanaklarından yararlanarak alacaklardı şu tür haberleri: “Flaş flaş! 2 bin yaşındaki Olympos mozaikleri Türkiye’ye geri verildi…” Ya da 2023’te, “insanlar geceleri de güvenlik içinde Olympos’ta denize girebilecekler!”

About firatkozok

Cumhuriyet Gazetesi Cumhurbaşkanlığı - Başbakanlık Muhabiri
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s